Local markets sell umbrellas and raincoats as the monsoon season approaches.
Muson mevsimi yaklaşırken yerel pazarlarda şemsiye ve yağmurluk satışı artar.
Local festivals along the waterfront celebrate the town's maritime history.
Sahil boyunca düzenlenen yerel festivaller, kasabanın denizcilik geçmişini yaşatıyor.
Local fishermen set up their nets in the backwater at dawn.
Yerel balıkçılar, gün ağarırken ağlarını durgun su koluna kurdular.
Local volunteers cleaned the bike path to make it more enjoyable.
Yerel gönüllüler, daha keyifli olsun diye bisiklet yolunu temizledi.
Local villagers often gather under the mango tree to share stories.
Yerel köylüler sık sık mango ağacının altında toplanıp sohbet eder.
Local leaders supported the new political movement aiming to reduce corruption.
Yerel liderler, yolsuzluğu azaltmayı hedefleyen yeni siyasal yönelimi destekledi.
Local officials attended the grand opening of the community center yesterday.
Yerel yetkililer dün yeni açılan kültür merkezinin görkemli açılışına katıldı.
Local parks produce a surprising amount of green waste every season.
Yerel parklar, her mevsim şaşırtıcı miktarda yeşil atık üretiyor.
Local schools often take trips to the swimming bath for lessons.
Yerel okullar sık sık ders için yüzme havuzuna gezi düzenler.
Local businesses rely heavily on the telephone company for internet solutions.
Yerel işletmeler internet çözümleri için büyük ölçüde telekom şirketine güveniyor.
Local trapper earned respect by providing meat to the nearby village.
Yerel avcı, yakın köye et sağlayarak insanların saygısını kazandı.
Local charities organized a cash handout event after the earthquake struck.
Yerel hayır kurumları, depremden sonra nakit yardım etkinliği düzenledi.
Local legends said a treasure was hidden inside the church tower.
Yerel efsanelere göre, bir hazine kilise kulesinin içinde saklıymış.