Absolution by the clergy brings relief to troubled souls.
Din adamlarının verdiği bağışlanma, sıkıntı içindeki ruhlara büyük bir rahatlama getirir.
Absolution was given to the repentant sinner in the church.
Kilise'de, tövbe eden günahkâra bağışlanma verildi.
Absolution, so I may continue my path.
Günahlarım için af, böylece yoluma devam edebilirim.
I hope this isn't some posttraumatic search for absolution.
Umarım bu travma sonrası af için bir arayış değildir.
In a way, I'll be trying to buy absolution.
Good. Because I'm not here for your absolution.
Absolution is not like a bus pass.
Af, otobüs kartı gibi değildir.
You said he mentioned "Absolution."
"Bağışlanma" diye bir şeyden söz etti demiştin.
You talk of sin after Absolution!
Af sonrası günah dolu konuşuyorsun!
Absolution. I'll load the warhead in.
Bağışlanma. Savaş başlığına yükleyeceğim.
There is no peace without contrition, confession, absolution and penance.
Pişmanlık, günah çıkarma, bağışlanma ve kefaret olmadan barışıklık olmaz.
I am confessing to these crimes, and I seek absolution that I know I don't deserve.
Bu suçları itiraf ediyorum ve hak etmediğimi bildiğim affı istiyorum.
Through absolution, the penitent feels renewed and forgiven.
Bağışlanma sayesinde tövbekâr olan kişi kendini yenilenmiş ve affedilmiş hisseder.