The computer cursor changed into a small arrowhead when selecting files.
Bilgisayar imleci, dosyaları seçerken küçük bir ok ucuna dönüştü.
We built a small fence around the garden using bamboo poles.
Bahçenin etrafına, bambu sırıklar kullanarak küçük bir çit yaptık.
That unique gadget is the brainchild of a small startup company.
O sıra dışı aygıt, küçük bir girişim şirketinin ürünü.
Brains consume a lot of energy despite being a small organ.
Küçük bir organ olmasına rağmen beyin çok fazla enerji tüketir.
I noticed a small burn mark on the fabric after ironing.
Ütüden sonra kumaşın üzerinde küçük bir yanık izi fark ettim.
Their wedding was a low-key affair held in a small chapel.
Düğünleri küçük bir şapelde, oldukça mütevazı bir törenle yapıldı.
A small memorial stood where the old tree had once grown.
Eskiden o büyük ağacın olduğu yerde küçük bir anıt duruyordu.
She handed him a miniature of liqueur as a small present.
Ona küçük bir likör şişesini ufak bir hediye olarak uzattı.
The car's dashboard had a small ornament that glowed softly.
Arabanın gösterge panelinde, hafifçe parlayan küçük bir süs duruyordu.
A small donkey stood quietly beside the barn waiting for food.
Küçük bir eşek, ahırın yanında sessizce durup yemek bekliyordu.
A duplex often feels like a small house with two floors.
Dubleks daireler genellikle iki katlı küçük bir ev hissi verir.
Potentially sensitive or inappropriate content
Examples are used only to help you translate the word or expression searched in various contexts. They are not selected or validated by us and can contain inappropriate terms or ideas. Please report examples to be edited or not to be displayed. Potentially sensitive, inappropriate or colloquial translations are usually marked in red or in orange.