Nard or backgammon is the oldest recorded game in human history.
Nard veya tavla, insanlık tarihinde kayıtlı olan en eski oyundur.
People meet in the dining room or play backgammon or...
İnsanlar yemek salonunda tanışır, veya tavla oynar, gezmeye gider.
Your hobbies are backgammon, chess and long walks on the beach.
Hobilerin tavla, satranç ve plajda uzun yürüyüşler.
He flipped open the backgammon board to start a quick match.
Kısa bir maç yapmak için tavla tahtasını açıp yaydı.
A vintage backgammon board sat proudly on the coffee table.
Eski bir tavla tahtası, sehpanın üzerinde gururla duruyordu.
Her favorite pastime was playing on the large backgammon board.
En sevdiği uğraş, büyük tavla tahtasında oyun oynamaktı.
The tournament featured a rare backgammon board made of marble.
Turnuvada, mermerden yapılmış nadir bir tavla tahtası vardı.
They bought a handcrafted wooden backgammon board as a gift.
Hediye olarak el yapımı ahşap bir tavla tahtası aldılar.
The backgammon board was set out neatly for an exciting game night.
Heyecanlı bir oyun gecesi için tavla tahtası özenle hazırlanmıştı.
Only backgammon is in his head.
Onun kafasının içinde sadece tavla var.
We played backgammon, and I won three times.
Tavla oynadık ve üç kez yendim.
He always kept his old backgammon board in pristine condition.
Eski tavla tahtasını her zaman tertemiz tutardı.