Download for Windows Premium
Advertising
cellularity
/sɛljə'lærɪti/
Definition
1. the number and type of cells in tissue 2. the state of... See more
hücre yapısı
Mixed cellularity was the most common histologic type (59.2% in males and 53.9% in females).
En sık görülen histolojik alt grup karışık hücreli tipti(erkeklerde %59.2, kadınlarda %53.9).
Like with lymphocyte-rich Hodgkin's disease, mixed cellularity Hodgkin's lymphoma contains both lymphocytes and RS cells.
Lenfosit zengini Hodgkin hastalığında olduğu gibi, karışık selülarite Hodgkin lenfoması hem lenfositleri hem de RS hücrelerini içerir.
If bone marrow cellularity is <= 50 %, treatment should be delayed and the dose reduced according to the following table
Kemik iliği selülaritesi %50 veya daha düşük ise tedavi geciktirilmeli ve doz aşağıdaki tabloya göre azaltılmalıdır
If bone marrow cellularity is <= 50 %, treatment should be delayed and the dose reduced according to the following table
Kemik iliği hücre düzeyi <=%50 ise tedavi ertelenmeli ve doz aşağıdaki tabloya göre

Other results

Different groups of organisms probably evolved multi-cellularity independently, with plants achieving it before animals.
Organizmaların farklı grupları muhtemelen çok hücreliliğe birbirinden bağımsız evrildi ve bitkilerde bu işlem hayvanlardan önce gerçekleşti.
Evolutionary biologists have estimated that multi-cellularity evolved independently in about 25 groups.
Evrimsel biyologlar, çok hücreliliğin birbirinden bağımsız bir şekilde yaklaşık olarak 25 ayrı grup halinde evrildiğini düşünüyor.
Which means yes, he drinks, which gives us a nice mundane explanation for the acellularity.
Yani, içiyor ki, bu da bize hücre bulunmaması için güzel ve sıradan bir açıklama veriyor.
Which means, yes, he drinks, which gives us a nice, mundane explanation for the acellularity.
Yani, bu içiyor demek,... bu da bize hücre bulunmaması için güzel, sıradan bir açıklama veriyor.
Cellularly speaking, ageing progresses similarly in both yeast and humans.
Cellularly bahsetmişken, Maya ve insanlar içinde benzer şekilde yaşlanma ilerler.
This is not a living brain, but it is a cellularly active brain.
Elde ettiğimiz yaşayan bir beyin değildi; ancak hücresel olarak aktif bir beyindi.
Look what you inherited cellularly from them.
This is not a living brain; it is a cellularly active brain.'
"Bu yaşayan bir beyin değil, ancak hücresel olarak aktif bir beyin" diyor Sestan.
Let's start with punctualization to dose our optimism: it is not a living brain, but it is a cellularly active brain.
İyimserliğimizi doyurmak için noktalama ile başlayalım: canlı bir beyin değil, hücresel olarak aktif bir beyin.
No results found for this meaning.

Synonyms and analogies of "cellularity" in English

Word & Expression of the day
Image of the day
trunk: enclosed space at the back of a car for carrying items
Reveal the word
Advertising

Results: 18. Exact: 4. Elapsed time: 66 ms.

Word index: 1-300, 301-600, 601-900

Expression index: 1-400, 401-800, 801-1200

Phrase index: 1-400, 401-800, 801-1200