Understanding a conditional sentence is key to mastering expressions of possibility and consequence.
Şart cümlesini kavramak, olasılık ve sonuç bildiren ifadeleri öğrenmenin anahtarıdır.
The company faced an unintended consequence when customer complaints suddenly increased.
Müşteri şikayetlerinin bir anda artması, şirket için beklenmeyen bir sonuç oldu.
The treaty was of consequence to maintaining peace between countries.
Anlaşma, ülkeler arasında barışın korunması açısından büyük önem taşıyordu.
The study's findings are of consequence for environmental regulations.
Çalışmanın bulguları, çevreyle ilgili düzenlemeler açısından büyük önem taşıyor.
Serve time in prison is a serious consequence of committing felonies.
Ağır suç işleyenler için hapis yatmak çok ciddi bir sonuçtur.
His absence was of little consequence because the team had prepared well.
Takım iyi hazırlandığı için, onun yokluğunun pek bir önemi kalmadı.
The price difference was of little consequence for customers who valued quality.
Kaliteye önem veren müşteriler için bu fiyat farkının pek bir önemi yoktu.
His opinion on the matter was of little consequence to the decision-makers.
Konu hakkındaki onun görüşünün karar vericiler için pek bir önemi yoktu.
The court's ruling was of consequence to property rights nationwide.
Mahkemenin kararı, ülke genelinde mülkiyet hakları açısından büyük önem taşıyordu.
This aspect is of little consequence when considering the overall effectiveness.
Genel etkililiği değerlendirdiğimizde, bu yönünün pek bir önemi yok.
An unintended consequence of parking restrictions was more traffic congestion nearby.
Otopark kısıtlamalarının beklenmedik sonuçlarından biri, civarda trafiğin daha da sıkışması oldu.
Each decision carries a different legal consequence depending on the case.
Verilen her karar, olaya göre değişen farklı bir hukuki sonuç doğurur.
Excommunication is a serious consequence for violating church rules and doctrines.
Aforoz, kilise kurallarını ve öğretilerini çiğnemenin çok ağır bir sonucudur.