A smoothing effect in the game helped maintain a consistent frame rate.
Oyundaki akıcılık efekti, kare hızının tutarlı kalmasına yardımcı oldu.
The company's spec ensures consistent quality across all products.
Şirketin şartnamesi, tüm ürünlerde tutarlı kaliteyi güvence altına alıyor.
Confirmatory analysis of the samples showed consistent results with previous findings.
Numunelerin teyit amaçlı analizi, önceki bulgularla uyumlu sonuçlar verdi.
Standard time helps everyone in the zone keep their schedules consistent daily.
Standart saat uygulaması, bölgedeki herkesin günlük programını uyumlu tutmasını sağlar.
She oversees the pipeline to maintain consistent quality in the output.
Çıktının kalitesini istikrarlı tutmak için tüm üretim sürecini o yönetiyor.
She became a famous jazz musician after years of consistent effort.
Yıllarca süren istikrarlı emeğin ardından ünlü bir caz müzisyeni oldu.
Winning a medal in rhythmic gymnastics requires consistent practice and dedication.
Ritmik cimnastikte madalya kazanmak için istikrarlı antrenman ve adanmışlık gerekir.
The museum thanked the frequent contributor for their consistent financial gifts.
Müze, istikrarlı maddi destekleri için düzenli bağışçıya teşekkür etti.
To accomplish success, consistent dedication is essential every day.
Başarıya ulaşmak için her gün istikrarlı bir özveri göstermek şarttır.
The goal is attainable with hard work and consistent effort.
Sıkı çalışma ve istikrarlı bir çabayla bu hedefe ulaşmak mümkün.
Following the standard procedure ensures consistent results in every experiment.
Standart uygulamaya uymak, her deneyde tutarlı sonuçlar alınmasını sağlar.
Stature in the business world often comes from consistent innovation and success.
İş dünyasında itibar çoğu zaman istikrarlı yenilik ve başarıyla kazanılır.
Deterrence is effective when the feared punishment is consistent and quick.
Korkulan ceza hızlı ve tutarlı olduğunda caydırıcılık etkili hale gelir.