Inside the beehive, bees construct hexagonal cells to store honey.
Kovanın içinde arılar balı depolamak için altıgen gözler inşa eder.
Burrowing termites construct tunnels that allow airflow within their nests.
Yuva kazan termitler, yuvalarının içinde hava akışı sağlayan tüneller inşa eder.
Now let's see you make a construct.
Şimdi senin bir yapı yaptığını görelim.
Indeed, some researchers and clinicians question its usefulness as a clinical construct.
Aslında, bazı araştırmacılar ve klinisyenler Klinik bir yapı olarak faydasını sorgular.
Love can be viewed as a psychological construct with various interpretations.
Aşk, farklı şekillerde yorumlanan psikolojik bir kurgu olarak görülebilir.
Justice is often seen as a social construct influenced by cultural norms.
Adalet, çoğu zaman kültürel normların etkilediği toplumsal bir kurgu olarak görülür.
The construct of beauty often depends on subjective and cultural perspectives.
Güzellik kurgusu çoğu zaman öznel yargılara ve kültürel bakış açılarına bağlıdır.
The notion of time zones is a practical construct created for coordination.
Zaman dilimleri fikri, eşgüdümü sağlamak için oluşturulmuş pratik bir kurgudur.
Meat is a cultural construct made to seem natural and inevitable.
Et, doğal ve kaçınılmaz gibi gösterilen bir kültürel inşadır.
This is because we do not construct only houses but lives here.
Çünkü biz burada sadece ev değil, bir yaşam inşa ediyoruz.
Where before it had warehouses, we construct a new plant.
Depoların oldukları yere yeni bir fabrika inşa ettik.
The city's skyline is an artificial construct that changes constantly with new buildings.
Şehrin silüeti, yeni binalarla sürekli değişen insan yapımı bir düzen.
I made this construct based on your neural scans.
Sinir sisteminin taramasını baz alarak burayı inşa ettim.