The old cabin smelled musty with decayed wood in several places.
Eski kulübe, bazı yerlerinde çürümüş ahşap olduğu için küf kokuyordu.
Beach detritus includes seaweed, shells, and decayed marine plants.
Kumsaldaki organik artıklar; yosun, deniz kabukları ve çürümüş deniz bitkilerini içerir.
British scientists have discovered a technique which can make a decayed tooth repair itself.
İngiliz bilim adamları çürük dişlerin kendini onarmasını sağlayan bir teknik geliştirdiler.
The dentist pulled out his decayed tooth.
Diş hekimi onun çürük dişini çekti.
Walking through the woods, I noticed honey fungus pushing up through decayed wood.
Ormanda yürürken, çürümüş odunların arasından yukarı doğru çıkan bal rengi mantarları fark ettim.
Dan carefully lifted the badly decayed body of the cat.
Dan kedinin kötü biçimde çürümüş cesedini dikkatle kaldırdı.
The theory of evolution is already a scientifically archaic and decayed theory.
Evrim teorisi zaten bilimsel olarak eskimiş ve çürümüş bir teoridir.
In time the wooden parts decayed, and the churches have become ruins.
Zaman içinde ahşaptan olan kısımları çürümüş ve kiliseler birer harabe haline gelmiş.
The decayed fruit attracted many flies buzzing around the kitchen counter.
Çürümüş meyveler mutfak tezgâhının etrafına üşüşen sinekleri çekti.
They removed the decayed parts of the tree to prevent disease spread.
Hastalığın yayılmasını önlemek için ağacın çürümüş kısımlarını kestiler.
After months, the decayed flowers in the vase lost all their fragrance.
Aylar sonra, vazodaki çürümüş çiçekler tüm kokularını yitirmişti.
She thinks it was intended to live on decayed flesh.
Onun çürümüş et üzerinde yaşamak için tasarlandığını düşünüyor.
First, the dentist removes the decayed material or any old fillings.
İlk olarak, diş hekimi çürümüş malzemeyi veya herhangi bir eski dolguyu çıkarır.