The house was a complete wreck following the devastating fire last night.
Dün geceki yıkıcı yangından sonra ev tam anlamıyla harabeye dönmüştü.
The coastal villages were hard hit by the devastating storm last night.
Sahil köyleri, dün geceki yıkıcı fırtınadan ağır darbe aldı.
The war inflicted devastating losses on both sides of the conflict.
Savaş, çatışmanın her iki tarafına da korkunç kayıplar yaşattı.
One cannonball can cause devastating damage to a wooden ship hull.
Tek bir gülle ahşap bir geminin gövdesine korkunç zarar verebilir.
The factory fire dealt a devastating blow to the local job market.
Fabrikadaki yangın, yerel iş piyasasına yıkıcı bir darbe vurdu.
The hardy villagers rebuilt their homes after the devastating fire.
Köylüler, yıkıcı yangından sonra evlerini yeniden kuracak kadar dirayetliydi.
A miraculous event saved the town from the devastating flood last summer.
Geçen yaz yaşanan mucizevi bir olay, kasabayı yıkıcı selden kurtardı.
The community came together to rebuild after the devastating natural disaster.
Toplum, yıkıcı doğal afetten sonra yeniden ayağa kalkmak için kenetlendi.
The stalwart volunteer helped rebuild homes after the devastating flood.
Fedakâr gönüllü, yıkıcı selden sonra evlerin yeniden inşasında yılmadan çalıştı.
The coastal town bears the scars of last year's devastating hurricane.
Sahil kasabası, geçen yılki yıkıcı kasırganın yara izlerini hâlâ taşıyor.
The community organized a concert to boost morale after the devastating flood.
Topluluk, yıkıcı selden sonra moral vermek için bir konser düzenledi.
The negative court ruling dealt a devastating blow to their expansion plans.
Olumsuz mahkeme kararı, onların genişleme planlarına yıkıcı bir darbe vurdu.
The volunteers did their damnedest to deliver supplies after the devastating earthquake.
Gönüllüler, yıkıcı depremden sonra malzemeleri ulaştırmak için var güçleriyle uğraştılar.