Hyperpigmentation can also diffusely involve the total skin surface of the body.
Hiperpigmentasyon, vücudun toplam cilt yüzeyini diffüz biçimde de içerir.
Generalised seizures begin diffusely in the brain.
Jeneralize nöbetler ise beyinde yaygın olarak başlar.
Percentage of diffusely reflected sunlight in relation to various surface conditions
Yüzdesi dağınık yansıyan ışığı farklı yüzey koşullarına göreceli
We're assuming that the book will reflect the light diffusely like most books do.
So instead of inserting a wire into one spot of the brain, re-engineer the brain itself so that some of its neural elements become responsive to diffusely broadcast signals such as a flash of light.
Yani beyindeki bir noktaya bir kablo yerleştirmek yerine, beynin kendisini yeniden yapılandırırız, böylece sinirsel unsurlarından bazıları yayılan sinyallere - mesela ani bir ışık gibi - duyarlı hale gelir.
When light hits something... it refracts, it reflects diffusely...
Işık birşeye çarptığı zaman kırılır ve ne olduğu belirsiz yansımalar saçar. Yansımalar...
If it was much more, then the debris thrown out by a supernova would be so diffusely distributed that planetary systems like our own would in all probability never form.
Eğer biraz daha fazla olsaydı, bir süpernova tarafından dağıtılan madde o kadar dağınık hale gelecekti ki, bizimkine benzer gezegen sistemleri büyük olasılıkla asla oluşamayacaktı.
By contrast, the benefits of trade are spread diffusely and its beneficiaries often do not recognize how trade benefits them.
An important component of the system is the reticular formation, a group of neuron-clusters scattered diffusely through the core of the lower brain.
Nörofizyoloji, genellikle elektrotlarla veya optik olarak iyon veya voltaja duyarlı boyalar veya ışığa duyarlı kanallar ile ölçüm ve stimülasyon içeren fizyolojik teknikler kullanılarak sinir sisteminin işleyişidir.
She is equally and diffusely present throughout her entire local universe and is, therefore, just as literally and personally present on one world as on any other.
O, kendisine ait olan yerel evrenin bütünü boyunca eşit ve yayılmış bir biçimde varoluş halindedir; ve bu bakımdan o, bir dünya üzerinde herhangi bir diğerinde olduğu gibi kişisel olarak ve tam anlamıyla mevcut bir konumdadır.
Under the Tyndall effect, the longer wavelengths are more transmitted while the shorter wavelengths are more diffusely reflected via scattering.
Tyndall etkisi altında uzun dalga boyu daha çok geçirilir, kısa dalga boyu ise saçılım ile daha çok yansıtılır.
Other results
Echostructure of the pancreas diffusely-heterogeneous and homogeneous, diffuse changes