The sudden camera flash created a dramatic effect in the portrait.
Aniden patlayan kamera flaşı, portrede dramatik bir etki yarattı.
The live actor rehearsed several times before filming the dramatic scene.
Canlı oyuncu, dramatik sahnenin çekiminden önce defalarca prova yaptı.
She pointed the strip light towards the painting for a dramatic effect.
Daha çarpıcı bir etki için floresan lambayı tabloya doğru çevirdi.
The company's innovation marked a dramatic leaping in its market influence.
Şirketin yaptığı yenilik, pazardaki etkisinde çarpıcı bir sıçramaya yol açtı.
The movie sound effects were played at full volume for dramatic impact.
Filmin ses efektleri daha etkileyici olsun diye son ses açılmıştı.
The rescue operation became a dramatic event that inspired the whole community.
Kurtarma operasyonu, tüm mahalleye ilham veren etkileyici bir olaya dönüştü.
The director praised the onstage lighting for creating a dramatic effect.
Yönetmen, dramatik bir etki yarattığı için sahne ışıklarını övdü.
The conductor adjusted the tempo to create a more dramatic effect.
Şef, daha dramatik bir etki yaratmak için tempoyu ayarladı.
The director gave a subtle cue to start the dramatic scene.
Yönetmen, dramatik sahnenin başlaması için hafif bir işaret verdi.
The time interval between the two movie scenes created dramatic tension.
İki film sahnesi arasındaki zaman aralığı dramatik bir gerilim yarattı.
The play featured a celebrated actor known for his dramatic roles.
Oyunda, dramatik rolleriyle tanınan ünlü bir oyuncu yer aldı.
The charcoal curtains added a dramatic touch to the theater stage.
Kömür rengi perdeler, tiyatro sahnesine dramatik bir hava kattı.
The clip featured a dramatic scene that captivated the audience quickly.
Klipte, izleyiciyi anında içine çeken dramatik bir sahne vardı.