Workers carefully tap the rubber plant to extract the valuable latex.
İşçiler, değerli lateksi çıkarmak için kauçuk ağacını dikkatlice çizer.
Compassion is a valuable trait that makes someone a good friend.
Merhamet, birini iyi bir arkadaş yapan değerli bir özelliktir.
Street wisdom can be more valuable than formal education in certain contexts.
Bazı durumlarda sokak zekâsı, resmî eğitimden bile daha kıymetli olabilir.
The school's guidance counselor is a valuable resource for personal support.
Okulun rehber öğretmeni, kişisel destek için çok önemli bir kaynak.
History teaches us valuable lessons in times of conflict and resolution.
Tarih, çatışma ve barışın yaşandığı dönemlerde bize önemli dersler verir.
The of someone's life journey taught her many valuable lessons.
Hayatı boyunca süren o yolculuk ona çok değerli dersler öğretti.
A familiar face appeared during the meeting and offered valuable advice.
Toplantı sırasında tanıdık bir yüz belirdi ve değerli tavsiyeler verdi.
We must acknowledge the volunteers for their valuable time and help.
Gönüllülere, değerli zamanları ve yardımları için mutlaka teşekkür etmeliyiz.
The armory is heavily guarded to protect the valuable supplies inside.
İçerideki değerli malzemeleri korumak için cephanelik sıkı bir şekilde korunuyor.
Making connections in your industry can be valuable for career advancement.
Sektöründe çevre edinmek, kariyerinde ilerlemen için oldukça değerli olabilir.
Manure contributes valuable minerals like nitrogen and phosphorus to the earth.
Çiftlik gübresi toprağa azot ve fosfor gibi değerli mineraller kazandırır.
The expert military advisor contributed valuable insights to the defense team.
Deneyimli askerî danışman, savunma ekibine çok değerli katkılar sundu.
Entering the program helped her gain valuable skills for her career.
Programa katılması, kariyeri için değerli beceriler kazanmasına yardımcı oldu.