As campaign manager, he wouldn't implicate himself.
Kampanya müdürü olarak kendini bulaştırmak istemez.
Authorities hope new clues will implicate the true culprit soon.
Yetkililer, yeni ipuçlarının gerçek suçluyu yakında ele vereceğini umuyor.
Then if we prove conspiracy, we implicate the corporation.
O zaman komployu ispat edersek, şirketi de dahil ederiz.
And it still has evidence that will implicate you.
Ve içinde seni işaret edecek kanıt da duruyor.
His actions during the fraud case implicate him as the mastermind.
Dolandırıcılık davası süresince sergilediği davranışlar, onu işin beyni olarak öne çıkarıyor.
Besides, if we turn him over, he'll implicate this administration.
Bunun yanında, eğer onu teslim edersek yönetimi de işin içine katacaktır.
And then you silenced them, so that they wouldn't implicate you.
Ve onları susturdun, böylece senin adını veremeyeceklerdi.
Kingsley has evidence that will implicate me.
Kingsley'nin beni ele verecek kanıtları var.
Certain symptoms implicate the presence of an underlying illness.
Bazı belirtiler, altta yatan bir hastalığın varlığına işaret ediyor.
Evidence collected from the scene did not implicate him directly.
Olay yerinden toplanan deliller onu doğrudan suça bağlamıyordu.
And there's nothing that would implicate her husband.
Ve kocasını ima eden hiçbir şey yok.
The video would implicate him in the murder.
Bu kaset cinayete onların da alet olduğunu kanıtlayacaktır.
The documents implicate several officials in the corruption scandal.
Belgeler, yolsuzluk skandalına birkaç yetkilinin de karıştığını ortaya koyuyor.