The cyclist had to loop around the stadium to complete the race.
Bisikletçi, yarışı tamamlamak için stadyumun etrafında bir tur atmak zorunda kaldı.
The taxi had to loop around the block to find an available spot.
Taksi, müsait bir yer bulmak için bloğun etrafında bir tur atmak zorunda kaldı.
Sometimes it's quicker to loop around the city rather than get stuck in traffic.
Bazen trafikte sıkışıp kalmaktansa şehrin etrafından dolanmak daha hızlı olur.
We had to loop around the market because it was too crowded to pass through.
Pazarın içinden geçmek çok kalabalık olduğu için etrafından dolanmak zorunda kaldık.
She chose to loop around the park instead of walking through the crowded downtown.
Kalabalık şehir merkezinin içinden yürümek yerine parkın etrafından dolanmayı seçti.
We had to loop around the flooded street to reach our destination.
Hedefimize ulaşmak için su basan caddenin etrafından dolaşmak zorunda kaldık.
We chose to loop around the city center to see all the landmarks.
Bütün tarihi yerleri görebilmek için şehir merkezinin etrafında dolanmaya karar verdik.
We walked along the trail in a counterclockwise loop around the lake.
Gölün etrafındaki patikada saat yönünün tersine doğru bir tur yürüdük.
Emergency vehicles often loop around traffic jams using side roads.
Acil durum araçları, yan yolları kullanarak trafik sıkışıklıklarının etrafından dolaşır.
The delivery truck had to loop around the blocked highway to find another exit.
Teslimat kamyonu, kapalı otoyolu aşmak için etraftan dolaşıp başka bir çıkış bulmak zorunda kaldı.
The new loop around the city has significantly reduced traffic congestion during peak hours.
Şehrin etrafındaki yeni çevre yolu, özellikle yoğun saatlerde trafik sıkışıklığını belirgin şekilde azalttı.
And then I'll loop around and take him out...
Ve sonra ben etrafından dolaşıp onu indireceğim...
We walked in a loop around the garden path twice.
Bahçe yolunu iki kez dolaşarak bir tur attık.