When trouble starts, I always make myself small and stay quiet.
Bir sorun çıkınca hep kendimi küçük yapar, sessiz kalırım.
Every purchase you make counts as an entry in the sweepstakes.
Yaptığınız her alışveriş, çekilişe bir katılım hakkı olarak sayılıyor.
Using the right fertilizers can make grow the plants much faster.
Doğru gübreleri kullanmak, bitkilerin çok daha hızlı büyümesini sağlar.
You must make yourself understood to avoid confusion in important situations.
Önemli durumlarda karışıklık olmaması için kendini mutlaka iyi ifade etmelisin.
Egg mayonnaise adds a creamy texture to any sandwich you make.
Yumurtalı mayonez, yaptığın her sandviçe kremamsı bir dokunuş katar.
Some people make friends and join clubs through coin collecting activities.
Bazı insanlar madeni para toplama sayesinde arkadaş edinip kulüplere katılıyor.
The picture book has colorful drawings that make the story exciting.
Resimli kitap, hikâyeyi heyecanlı hâle getiren rengârenk çizimlerle dolu.
The ageing process can make physical tasks more challenging over time.
Good planning can make happen amazing results in a short time.
İyi bir planlama, kısa sürede harika sonuçlar ortaya çıkarabilir.
Bright colors make it seem like the house is more welcoming.
Canlı renkler, evin daha sıcak ve davetkâr görünmesini sağlıyor.
We must make ourselves presentable to impress the visiting clients today.
Bugün gelen müşterileri etkilemek için kendimize biraz çeki düzen vermeliyiz.
Please make sure to arrive by ten o'clock for the examination.
Lütfen muayene için en geç saat ona kadar gelmiş olun.
I trust you without the slightest doubt when you make promises.
Sen söz verdiğinde sana en ufak bir kuşku duymadan güveniyorum.