What I don't do, is bring to a mate's party an, admittedly perfectly formed, young pixie warlock.
Yapmadığım şey, bir arkadaşımın partisine mükemmel güzellikte, genç bir peri büyücüsü getirmek.
A tiny pixie fluttered its wings and vanished before our eyes.
Ufacık bir peri kanatlarını çırptı ve gözlerimizin önünde yok oluverdi.
A pixie's laughter sounds like the tinkling of bells in the breeze.
Bir perinin kahkahası, esen rüzgârda çınlayan minik çan seslerine benzer.
The pixie used its magic to help lost travelers find their way.
Peri, kaybolan yolculara yollarını bulmaları için sihirli güçlerini kullandı.
Children believe a pixie lives in the hollow tree near their house.
Çocuklar, evlerinin yakınındaki kovuk ağacın içinde bir perinin yaşadığına inanıyor.
The garden was said to be protected by a mischievous pixie.
Bahçenin yaramaz bir perinin koruması altında olduğu söylenirdi.
That's a classic manic pixie dream girl trait.
Bu tipik bir manik peri hayallerin kızı özelliğidir.
The pixie hid behind the mushroom, watching the children with curious eyes.
Peri, mantarın arkasına saklanmış, çocukları meraklı gözlerle izliyordu.
Repeat, the pixie has left the toadstool.
Tekrar ediyorum, peri şapkalı mantardan ayrılmış.
A pixie I know once told me about this all-knowing oracle that lives there.
Tanıdığım bir peri, her şeyi bilen kahinin burada yaşadığını söylemişti.
The pixie whispered secrets only meant for the ears of the forest animals.
Peri, sadece orman hayvanlarının kulağına fısıldanacak sırlar söyledi.
He's little, he's like a pixie.
O çok küçük, peri gibi.
I thought you were a pixie stick.
Senin bir peri çubuğu olduğunu sanıyordum.