First, pull a lever to activate the mechanical arm.
Önce, mekanik kolu devreye sokmak için bir kol çek.
Please pull the curtains to block out the strong sunlight.
Lütfen perdeleri çek de içeri bu kadar güçlü güneş ışığı girmesin.
Outdoor movie nights pull a crowd when the weather is warm and clear.
Açık hava film geceleri hava sıcak ve açıksa kalabalık çekiyor.
At the train station, passengers pull a lever to stop the tram.
Tren istasyonunda, yolcular tramvayı durdurmak için bir kol çeker.
In the snowy mountains, the working dog helps pull sleds with heavy loads.
Karlı dağlarda çalışan köpek, ağır yüklerle dolu kızakları çekmeye yardımcı olur.
Street parades pull a crowd, especially when there are colorful costumes and music.
Renkli kostümler ve müzik olduğunda sokak geçitleri özellikle kalabalık çeker.
In the old factory, workers pull a lever to start the conveyor belt.
Eski fabrikada işçiler, konveyör bandını çalıştırmak için bir kol çeker.
When ratings fall below a certain point, advertisers usually pull their support.
Reytingler belli bir seviyenin altına düştüğünde reklamverenler genelde desteğini çeker.
Championship games always pull a crowd; fans travel from neighboring cities to attend.
Final maçları her zaman kalabalık çeker; taraftarlar çevre şehirlerden gelir.
Her stand-up shows always pull a crowd, even on rainy weeknights downtown.
Onun stand-up gösterileri, yağmurlu hafta içi akşamlarında bile kalabalık çekiyor.
Pop-up markets pull a crowd when they advertise unique local handmade products.
Pop-up pazarlar benzersiz yerel el yapımı ürünler duyurduklarında kalabalık çekiyor.
Bold advertising on social media helped pull in the punters last weekend.
Sosyal medyadaki iddialı reklamlar, geçen hafta sonu seyirci çekmeye yardımcı oldu.
In case of emergency, pull the red lever immediately to stop the machine.
Acil durumda, makineyi durdurmak için kırmızı kolu hemen çek.