Download for Windows Premium
Advertising
self-asserting
/sɛlf ə'sɜrtɪŋ/
Definition
1. confidently expressing one's opinions or rights 2. aggressively self-assured in... See more
kendine güvenen
kararlı
kendini dayatan
Teachers appreciate self-asserting students who participate actively in class.
Öğretmenler, derse aktif katılan ve kendini rahatça ifade edebilen öğrencileri takdir eder.
Being self-asserting helps people communicate their needs more effectively.
Kendini ifade edebilmek, insanların ihtiyaçlarını daha etkili biçimde iletmesine yardımcı olur.
A self-asserting attitude can improve relationships by setting clear boundaries.
Kendinden emin, sınırlarını bilen bir tavır, ilişkileri net sınırlar koyarak güçlendirebilir.
A self-asserting child often stands up for themselves in playground disputes.
Kendini ortaya koyabilen bir çocuk, oyun alanındaki tartışmalarda çoğu zaman kendi hakkını savunur.
The self-asserting lawyer defended her client with passion and clarity.
Kendinden emin, geri adım atmayan avukat, müvekkilini büyük bir tutku ve açıklıkla savundu.
The self-asserting candidate confidently answered all questions during the interview.
Kendinden emin ve kendini iyi ifade eden aday, mülakat sırasında tüm soruları özgüvenle yanıtladı.
She adopted a self-asserting stance to gain respect in the competitive industry.
Rekabetin yoğun olduğu sektörde saygı görmek için kendini net bir şekilde ortaya koyan bir tutum benimsedi.
The self-asserting leader inspired confidence among the team members.
Kendinden emin ve sözünü sakınmayan lider, ekip üyelerine güven aşıladı.
His self-asserting attitude helped him negotiate a better contract.
Kendinden emin, hakkını savunan tavrı ona daha iyi bir sözleşme pazarlığında yardımcı oldu.
She was self-asserting during the meeting to ensure her ideas were heard.
Toplantı sırasında fikirlerinin duyulmasından emin olmak için kendini açıkça ortaya koydu.
Her self-asserting manner made it clear she would not tolerate unfair treatment.
Hakkını savunan tavrı, adaletsizliğe göz yummayacağını açıkça gösteriyordu.
He remained self-asserting even when challenged by his colleagues.
Meslektaşları tarafından sorgulansa bile, kendine güvenen ve hakkını savunan tavrını sürdürdü.
The self-asserting tone in his voice showed he was sure about his decision.
Sesindeki kendinden emin, kararlı ton, kararından ne kadar emin olduğunu gösteriyordu.
No results found for this meaning.

Synonyms and analogies of "self-asserting" in English

Word & Expression of the day
Image of the day
ashtray: small container for cigarette ash and butts
Reveal the word
Advertising

Results: 15. Exact: 14. Elapsed time: 20 ms.

Word index: 1-300, 301-600, 601-900

Expression index: 1-400, 401-800, 801-1200

Phrase index: 1-400, 401-800, 801-1200