And I'm right about the simpering female.
Şu yapmacık kadın konusunda da haklıyım.
So much gushing and simpering.
What devious finger of fate turned you from a Corrino toad... into a simpering Atreides sycophant?
Kaderin hangi namuzsuz parmağı seni bir Corrino kurbağasından... sırıtık bir Atreides dalkavuğuna çevirdi?
And I'm right about this simpering female.
Şu yapmacık kadın konusunda da haklıyım.
They want a one-minute video showing who I really am, so I need your expert skills to make me look like the kind of sad, simpering sycophant they love to throw money at.
Gerçekten kim olduğumu gösteren bir dakikalık bir video istiyorlar yani beni biraz üzgün, yapmacık gülümseyen, kendini arayan birine dönüştürmek için sizin uzman yeteneklerinize ihtiyacım var. buna para saymaya bayılırlar.
What? From a simpering priest and a few villagers?
Yapmacık bir rahip ve bir kaç köylü mü yardım edecek?
Don't look at me with those great cow eyes, you simpering sappho.
Bana o büyük inek gözlerinle bakma, seni yapmacık Sappho.
Those pink cheeks and those blonde curls and that simpering voice.
O pembe yanakları, sarı sarı Iüleleri ve yapmacık ses tonu...
All the simpering and fake grief.
I'm a simpering little needy thing.
Küçük, yılışık, aciz bir şey olduğumu biliyorum.
We're not a bunch of simpering apes here for your amusement.
My husband was always capable of simpering little romantic gestures.
Kocamın her zaman romantik jestler yapma yeteneği olmuştur.
Thanks to you... the angel of death will not find me in bed like a simpering old man... but on the battlefield, like a king.
Size teşekkürler ölüm meleği beni yatakta sırıtan bir yaşlı adam gibi değil savaş alanındaki bir kral gibi bulacak.