The prismatic flashlight beam split into multiple vibrant colors on the wall.
Prizmatik el feneri ışını, duvarda birbirinden canlı birçok renge ayrıldı.
During the webinar, participants split into smaller breakout rooms to brainstorm ideas.
Web semineri sırasında katılımcılar, fikir üretmek için daha küçük çalışma odalarına ayrıldılar.
Running two similar candidates will probably split the vote and hurt the party.
Benzer iki aday çıkarmak muhtemelen oyları bölmek ve partiye zarar vermek olacaktır.
Their infighting grew so intense it split the committee into opposing factions.
Aralarındaki iç çekişme o kadar şiddetlendi ki komiteyi iki karşıt kutba böldü.
Teachers often split down lessons into smaller parts for better understanding.
Öğretmenler, daha iyi anlaşılması için dersleri çoğu zaman daha küçük parçalara ayırır.
Different political opinions came between the brothers and split the whole family.
Farklı siyasi görüşler kardeşlerin arasını bozdu ve tüm aileyi böldü.
She follows a strict hair care regimen to prevent split ends.
Kırık uçları önlemek için sıkı bir saç bakım programı uyguluyor.
The soldiers split off to surround the target from different directions.
Askerler, hedefi farklı yönlerden sarmak için küçük birliklere bölündü.
They split the prize money equally among all the team members.
Ödül parasını, takım üyelerinin hepsi arasında eşit olarak paylaştılar.
The mural on the building showed a split that indicated structural damage.
Binadaki duvar resminde, yapısal hasarı gösteren bir çatlak belirmişti.
The split in the workforce affected the overall morale and productivity.
Çalışanlar arasındaki bölünme, genel moral ve verimliliği olumsuz etkiledi.
The geologist split down the rock to study its internal layers.
Jeolog, kayanın iç tabakalarını incelemek için kayayı yarıp böldü.
After the split, alimony provided her with essential financial security.
Ayrılığın ardından, aldığı nafaka ona temel bir maddi güvence sağladı.