The artist's messianic message called for cultural renewal and unity.
Sanatçının mesihçi mesajı kültürel bir yenilenme ve birlik çağrısı içeriyordu.
Schools clothe students in uniforms to create a sense of unity.
Okullar, birlik duygusu oluşturmak için öğrencileri forma ile giydirir.
Without the whip, party unity often weakens during important decisions.
Grup başkanı olmadan, önemli kararlarda parti bütünlüğü çoğu zaman zayıflar.
The government opposed secession because it threatened the nation's unity.
Hükümet, ülkenin bütünlüğünü tehdit ettiği için ayrılmaya karşı çıktı.
The festival came into existence to celebrate community and unity.
Bu festival, dayanışma ve birlikteliği kutlamak için ortaya çıktı.
To ensure harmony, the council of elders emphasized unity and respect.
Uyumu korumak için kıdemliler meclisi birlik ve saygının önemini vurguladı.
The war cry became a symbol of unity among the community members.
Bu slogan, mahalle sakinleri arasında birlik sembolü hâline geldi.
The workers won better conditions, proving there is strength in unity.
İşçiler daha iyi şartlar kazandı, birlikten kuvvet doğduğunu kanıtladı.
We formed a study group because unity is strength during exam season.
Sınav döneminde birlikten kuvvet doğar diye bir çalışma grubu kurduk.
The family's unity began to fray under constant financial difficulties.
Ailenin birliği, bitmek bilmeyen maddi sıkıntılar yüzünden parçalanmaya başladı.
The chant stirred feelings of peace and unity among the participants.
İlahi, katılımcılar arasında huzur ve birlik duygularını harekete geçirdi.
The loudest message in the campaign was about community unity and support.
Kampanyanın en güçlü mesajı, dayanışma ve toplumsal birlik vurgusuydu.
The crafted necklace was made to symbolize unity and strength.
Özenle tasarlanmış kolye, birlik ve gücü simgelemesi için yapılmıştı.