Download for Windows Premium
Parallel - Turkish-EnglishEnglish-Turkish
Advertising
Parallel
/'pærəlɛl/
arrangement of electrical components
View images
paralel
paralellik
benzerlik
parelel
enlem
paralel çizgi
paralel bağlantı
koşut
yan yana
benzemek
karşılaştırılmak
paralelliği
paralelliğe
paralelindeki
paralel devre
eşit çizgi
Parallel parking can be challenging for new drivers unfamiliar with tight spaces.
Darlağa alışık olmayan yeni şoförler için paralel park etmek oldukça zorlayıcı olabilir.
Parallel parking in crowded city streets can be stressful for many drivers.
Kalabalık şehir sokaklarında paralel park yapmak birçok sürücü için oldukça stresli olabilir.
Like Prof. Sohn's Parallel Theory, the parallels between you and Judge Han are too uncanny
Prof. Sohn'un Paralellik Teorisi'ndeki gibi Yargıç Han'la sizin aranızdaki paralellikler çok esrarengiz.
Parallel world concepts often challenge our understanding of reality and existence.
Paralel dünya kavramları, çoğu zaman gerçeklik ve varoluşa dair anlayışımızı sorgulatır.
Parallel parking requires careful steering to fit between two parked cars.
Paralel park, iki aracın arasına sığmak için direksiyonu dikkatli kullanmayı gerektirir.
Parallel parking was easier once she understood the angles and vehicle length.
Aracın açılarını ve uzunluğunu kavradıktan sonra onun için paralel park çok daha kolaylaştı.
Parallel meridians rudely pecked into the glass, surround these footpads' goblets.
Paralel meridyenler kaba bardağa öpüp, surround bu ayak pedleri 'kadehler.
Parallel processing has proven extremely useful in applications such as machine learning.
Paralel işlemenin makine öğrenmesi gibi uygulamalarda son derece yararlı olduğu kanıtlanmıştır.
Parallel existences now with the individual no longer restricted by time and space.
Paralel varoluşlarda şimdi birey artık zaman ve mekânla kısıtlı değil.
Parallel hybrid computers, they never change their mind.
Paralel hibrit bilgisayarlar, onların düşüncelerini asla değiştiremezsin.
Parallel play is the first form of social interaction with another infant.
Paralel oyun diğer çocuklarla sosyal ilişki kurmanın ilk adımıdır.
Parallel lightning discharges and secondary strokes may affect each other.
Paralel yıldırım deşarjları ve ikincil vuruş birbirini etkileyebilir.
Parallel operations and quick changes between work stations, are also possible.
Paralel işletim ve hızlı çalışma istasyonu değişikliği de mümkündür.
No results found for this meaning.

Images of Parallel

technology
(technology)
paralel
paralel devre

Expressions with Parallel: examples and Turkish translations

draw a parallel v.
benzerlik kurmak · paralellik çizmek
"The teacher drew a parallel between the two historical events."
have no parallel v.
eşsiz olmak · benzeri olmamak
"Her talent has no parallel in the industry."
without parallel adj.
eşsiz · benzersiz
"Her talent is without parallel in the music industry."
parallel-park v.
paralel park etmek
"She learned to parallel-park during her driving lessons."
in parallel adv.
aynı anda · eşzamanlı olarak
"The two events occurred in parallel."
parallel parking n.
paralel park · yan park
"He struggled with parallel parking during his driving test."
parallel world n.
paralel dünya
"Some stories take place in a parallel world."
run parallel v.
yan yana ilerlemek
"The two roads run parallel for several miles."
draw parallel v.
benzerlik kurmak · paralellik çizmek
"The teacher drew parallels between the two historical events."
in parallel with adv.
aynı anda · eşzamanlı olarak
"The two projects developed in parallel with each other."
parallel circuit n.
paralel devre · paralel elektrik devresi
"The lights in a house are wired in a parallel circuit."
parallel import n.
paralel ithalat · yetkisiz ithalat
"Parallel imports can undercut local prices significantly."
parallel of latitude n.
enlem paraleli
"The map marks each parallel of latitude with a clear numbered line."
parallel bars n.
paralel barlar
"He won a gold medal in parallel bars."
parallel connection n.
paralel bağlantı · paralel devre
"The bulbs are in a parallel connection, so each shines equally."
parallel economy n.
kayıt dışı ekonomi
"Many people rely on the parallel economy for their livelihood."
parallel importing n.
paralel ithalat
"Parallel importing of electronics has increased competition."
parallel operation n.
paralel işlem · eşzamanlı çalışma
"Parallel operation allows faster processing in computers."
parallel processing n.
paralel işlem · eşzamanlı işlem
"Parallel processing improves the speed of data analysis."
parallel text n.
paralel metin
"The book includes a parallel text for language learners."

Synonyms and analogies of "Parallel" in English

Word & Expression of the day
Image of the day
ashtray: small container for cigarette ash and butts
Reveal the word
Advertising

Suggestions that contain Parallel

Results: 5909. Exact: 5909. Elapsed time: 55 ms.

Word index: 1-300, 301-600, 601-900

Expression index: 1-400, 401-800, 801-1200

Phrase index: 1-400, 401-800, 801-1200