Building designs in this region often consider the climatic effects to improve comfort.
Bu yöredeki bina tasarımlarında, konforu artırmak için çoğunlukla iklimin etkileri hesaba katılır.
Building trust is essential for a strong team to succeed.
Başarılı olabilmek için güçlü bir ekipte güven inşa etmek şarttır.
Building the bridge over the river was a mountainous engineering feat.
Nehir üzerine köprü inşa etmek, mühendislik açısından devasa bir zorluktu.
Building a strong machinery shed was essential for protecting the farm equipment.
Sağlam bir makine barakası inşa etmek, çiftlik ekipmanını korumak için hayatiydi.
Building trust is a key aspect of maintaining effective customer relations.
Güven inşa etmek, etkili müşteri ilişkilerini sürdürmenin temel unsurlarından biridir.
Building public trust takes time but can be lost in a moment.
Toplumda güven inşa etmek zaman alır, ancak bir anda kaybedilebilir.
Building the skyscraper took years due to its behemoth size and complexity.
Gökdelenin inşası, hem boyutu hem karmaşıklığı devasa olduğu için yıllar sürdü.
Building the bridge will entail careful planning and significant investment.
Köprünün inşası, dikkatli bir planlama ve ciddi bir yatırım yapılmasını gerektirecek.
Building the bridge required a titanic effort from the entire workforce.
Köprünün inşası, tüm iş gücünün devasa bir emek vermesini gerektirdi.
Building the new playground was a big task for the community volunteers.
Yeni oyun parkını inşa etmek, mahalle gönüllüleri için epey büyük bir işti.
Building trust is key to maintaining stakeholders' support over long term projects.
Uzun soluklu projelerde paydaşların desteğini sürdürebilmenin anahtarı güven inşa etmektir.
Building luxury resorts on unstable cliffs is a recipe for catastrophe.
Oturmamış kayalıklara lüks tatil köyleri inşa etmek tam bir felakete davetiyedir.
Building the playground in the park is a big task for the construction crew.
Parktaki çocuk oyun alanını inşa etmek, inşaat ekibi için büyük bir proje.