We got home just as the Master was looking for Tim.
Efendimiz, Tim'i ararken biz eve yeni gelmiştik.
I sent a plane to pick up Paige and Tim.
Paige ve Tim'i alması için bir uçak gönderdim.
Frank worshipped Tim, would have done anything for him.
Frank, Tim'e tapardı, onun için her şeyi yapardı.
Tim thinks it's an occupational hazard of working with math.
Tim'e göre bunun nedeni matematikle çalışırken yaşanan bir iş kazası.
We've got plenty, and you can meet pastor Tim.
Çok yemek var, hem Rahip Tim'le tanışmış olursun.
If something happens... you blame me for Pastor Tim and Alice.
Bir şey olacak olursa Rahip Tim'le Alice için beni suçla.
She was a wonderful person, really believed in Tim.
O mükemmel bir insandı, Tim'e gerçekten inanıyordu.
And I said to Tim, 'This is your new life.
Ve Tim'e dedim ki Bu senin yeni hayatın.
Tim is a music addict, constantly listening to different genres.
Tim tam bir müzik düşkünü, sürekli farklı türler dinler.
Tim felt warned and took extra precautions crossing the busy street.
Tim kendini uyarılmış hissedip kalabalık caddeden geçerken ekstra önlem aldı.
In class, Tim lifted his hand to request permission to leave early.
Derste Tim, erkenden çıkmak için izin istemek amacıyla elini kaldırdı.
Before the exam, Tim gathered his courage to face the challenging questions.
Sınavdan önce Tim, zorlayıcı sorularla yüzleşmek için cesaretini topladı.
After eating too much candy, Tim was sick to his stomach and needed water.
Çok fazla şeker yiyince Tim'in midesi bulandı ve su içmeye ihtiyaç duydu.