Time will tell if moving to another city was the right decision.
Başka bir şehre taşınmanın doğru karar olup olmadığını zaman gösterecek.
Time flew by during the workshop because the activities were really engaging.
Etkinlikler çok ilgi çekiciydi, atölye sırasında zaman su gibi aktı.
Time's up for paying the rent; the landlord is already calling.
Kiranın ödenmesi için süre doldu, ev sahibi şimdiden aramaya başladı.
Time until expiration is an important factor when buying subscriptions online.
Çevrim içi abonelik alırken sona ermesine kalan süre önemli bir etkendir.
Time moves through history, bringing change to every generation.
Zaman, tarih boyunca akıp gider ve her kuşağa değişim getirir.
Time management plays a crucial role in achieving long-term goals.
Zaman yönetimi, uzun vadeli hedeflere ulaşmada kritik bir rol oynar.
Time will eventually wash away your painful memories, giving you peace.
Zaman, sonunda o acı veren anıları unutturup sana huzur verecek.
Time is getting on; we need to decide on the budget tonight.
Zaman daralıyor; bütçe konusunda bu akşam karar vermemiz gerekiyor.
Time's a-wasting, so pick a topic and start writing your essay.
Zaman daralıyor, o yüzden bir konu seçip deneni yazmaya başla.
Time constraints push up against the project's completion, causing delays.
Zaman kısıtlamaları, projenin tamamlanma sürecini zorlayarak gecikmelere neden oluyor.
Time's a-wasting, and we need those signatures before the office closes.
Zaman daralıyor, ofis kapanmadan önce o imzalara ihtiyacımız var.
Time passed slowly for those stranded on an island with no supplies.
Hiç erzağı olmayan, adada mahsur kalanlar için zaman çok yavaş geçiyordu.
Time pressure at work often spills over and affects personal life balance.
İş yerindeki zaman baskısı çoğu zaman taşıp özel yaşam dengesini de etkiliyor.