The partners plan to go in with a shared vision for success.
Ortaklar, başarı için ortak bir vizyonla yola çıkmayı planlıyor.
Their opinions on the matter are alike, showing a shared perspective.
Bu konudaki görüşleri birbirine benziyor, ortak bir bakış açısını yansıtıyor.
Budding friendships often start with a simple hello and a shared smile.
Yeni filizlenen dostluklar çoğu zaman sade bir merhaba ve paylaşılan bir gülümsemeyle başlar.
The intersection can also symbolize a shared vision between two people.
Kavşak iki kişi arasında paylaşılan bir vizyonu da sembolize edebilir.
Praying united the group in a shared expression of hope and faith.
Dua etmek, grubu ortak bir umut ve iman ifadesinde birleştirdi.
Stand united citizens approached the issue with a shared purpose and vision.
Birlik olan vatandaşlar, meseleye ortak bir amaç ve vizyonla yaklaştı.
Independent artists clubbed together to open a shared gallery downtown.
Bağımsız sanatçılar, şehir merkezinde ortak bir galeri açmak için birleşti.
The group gel around a shared vision for the future course of action.
Grup, gelecekte izlenecek yol için ortak bir vizyon etrafında kenetlendi.
Nations that constantly dwell in the past struggle to build a shared future.
Sürekli geçmişte yaşayan uluslar, ortak bir gelecek kurmakta zorlanır.
For many new parents, sleepless nights become a shared rite of passage.
Birçok yeni ebeveyn için uykusuz geceler ortak bir geçiş ritüeli olur.
The merged departments developed a shared workflow to improve efficiency.
Birleşen departmanlar, verimliliği artırmak için ortak bir iş akışı geliştirdi.
This hospital's computer system stores patient records on a shared network.
Bu hastanedeki bilgisayar sistemi, hasta kayıtlarını ortak bir ağ üzerinde tutuyor.
Their sing united the community in a shared expression of culture.
Söyledikleri şarkılar, toplumu ortak bir kültürel ifade etrafında birleştirdi.