Download for Windows Premium
Publiciteit
binding
/'baɪndɪŋ/
the spine of a book
View images
bağlayıcı
bağlanma
bağlam
ciltleme
bağ
cilt
bağlayıcılık
bağlantı
zorunlu
geçerli
mecburi
engelleyici
bağlayıcılığı bağlayan bağlayarak
birleşme
yükümlülük
The offer was a mere suggestion, not a binding agreement.
Bu teklif sadece bir öneriydi, bağlayıcı bir anlaşma değildi.
Golden syrup acts as a binding agent in many dessert recipes.
Altın şurup, birçok tatlı tarifinde bağlayıcı malzeme görevi görüyor.
So older victims and a different mode of binding and killing.
Daha yaşlı kurbanlar ve değişik bir bağlama ve öldürme yöntemi.
We saw different clearance patterns, blood binding and other things.
Farklı boşluk kalıpları, kan bağlama ve başka şeyler gördük.
The binding contract limited her ability to work elsewhere during the year.
Bağlayıcı sözleşme, yıl boyunca başka yerde çalışabilme imkanını kısıtladı.
The binding limits on the budget constrained the manager's spending decisions.
Bütçedeki bağlayıcı sınırlar, yöneticinin harcama kararlarını önemli ölçüde kısıtladı.
These binding constraints made it difficult to implement any new policies quickly.
Bu bağlayıcı kısıtlamalar, yeni politikaları hızlıca hayata geçirmeyi zorlaştırdı.
By signing this document, we hereby establish a binding agreement.
Bu belgeyi imzalamakla, aramızda bağlayıcı bir sözleşme tesis etmiş oluyoruz.
The proposal includes binding provisions that require all parties to comply strictly.
Teklifte, tüm tarafların titizlikle uymak zorunda olduğu bağlayıcı hükümler yer alıyor.
She found the binding regulations quite restrictive for her business expansion plans.
İşini büyütme planları için bu bağlayıcı yönetmelikleri oldukça kısıtlayıcı buldu.
This binding law compels companies to adhere to environmental standards strictly.
Bu bağlayıcı yasa, şirketleri çevre standartlarına sıkı sıkıya uymaya zorluyor.
His signature on the document made the agreement binding and enforceable by law.
Belgenin üzerindeki imzası, anlaşmayı hukuken bağlayıcı ve uygulanabilir hale getirdi.
These guidelines are binding on all healthcare providers in the region.
Bu yönergeler, bölgedeki tüm sağlık hizmeti sunucuları için bağlayıcıdır.
Er zijn geen resultaten gevonden voor deze term.

Images of binding

book
(book)
ciltleme
cilt
ski equipment
(ski equipment)
kayak bağlaması
kayak bağlantısı
sewing
(sewing)
biye
şerit

Uitdrukkingen met binding: voorbeelden en bijbehorende vertalingen in het Turks

binding machine n.
ciltleme makinesi
"The office bought a new binding machine to prepare client reports."
binding contract n.
bağlayıcı sözleşme
"Both sides signed a binding contract after the final negotiations."
binding arbitration n.
bağlayıcı tahkim
"The contract required binding arbitration instead of going to court."
binding commitment n.
bağlayıcı taahhüt
"Signing the contract created a binding commitment between the two companies."
binding decision n.
bağlayıcı karar
"The arbitration panel issued a binding decision on the contract dispute."
binding offer n.
bağlayıcı teklif
"The company submitted a binding offer to purchase the factory."
spiral binding n.
spiral tel · spiral bağlama teli
"She bought a spiral binding to fix her broken notebook."
be binding on v.
bağlayıcı olmak · geçerli olmak
"The contract is binding on both parties."
binding agent n.
bağlayıcı madde
"The resin acts as a binding agent in the composite."
binding agreement n.
bağlayıcı anlaşma
"They signed a binding agreement to share the profits."
binding document n.
bağlayıcı belge
"Both companies signed a binding document outlining their partnership terms."
binding legislation n.
bağlayıcı mevzuat
"The treaty was implemented through binding legislation passed by the national parliament."
binding nature n.
bağlayıcılık · bağlayıcı nitelik
"The judge questioned the binding nature of the unsigned agreement."
binding wire n.
bağ teli
"The workers used binding wire to secure the steel bars."
contractually binding adj.
hukuken bağlayıcı
"This is a contractually binding agreement between both parties."
key binding n.
kısayol tuşu · tuş ataması
"You can change the key binding for that action in settings."
legally binding adj.
yasal olarak bağlayıcı
"The contract is legally binding on both parties."
non-binding adj.
bağlayıcı olmayan
"They entered a non-binding arrangement to share resources."
binding knot n.
bağlama düğümü · bağ düğümü
"He used a binding knot to tie the sticks together."
binding effect n.
bağlayıcı etki · hukuki bağlayıcılık
"The contract has a binding effect on both parties."

Synoniemen voor binding in het Engels

Woord & uitdrukking van de dag
Afbeelding van de dag
flashlight: portable hand-held light powered by batteries
Ontdek het woord
Publiciteit

Suggesties

Resultaten: 4080. Exact: 4080. Verstreken tijd: 32 ms.