The front facing camera angle captured every participant in the group photo.
Öne bakan kamera açısı, grup fotoğrafındaki tüm katılımcıları kadraja aldı.
A close-up camera angle captured the character's tear-filled eyes perfectly.
Yakın plan bir kamera açısı, karakterin gözlerindeki yaşları kusursuz biçimde yakaladı.
She attempted to skew the camera angle for a more dramatic shot.
Daha dramatik bir kadraj için kamera açısını hafifçe kaydırmaya çalıştı.
By adjusting the camera angle, the director made the room appear much larger.
Yönetmen kamera açısını ayarlayarak odanın çok daha geniş görünmesini sağladı.
We need a different camera angle!
Farklı bir kamera açısına ihtiyacımız var!
This game also resembles Diablo a bit but only as far as the camera angle is concerned.
Bu oyun aynı zamanda Diablo'yu da andırıyor ancak kamera açısına bakıldığında.
Each camera angle contributed uniquely to the storytelling of the movie.
Her kamera açısı, filmin hikâye anlatımına kendine özgü bir katkı sundu.
Actors were asked to retake their positions for a better camera angle.
Oyunculardan, daha iyi bir kamera açısı için yerlerine tekrar geçmeleri istendi.
The photographer chose a low camera angle to highlight the building's height.
Fotoğrafçı, binanın yüksekliğini ön plana çıkarmak için alttan bir kamera açısı seçti.
A high camera angle was used to emphasize the smallness of the character.
Karakterin ne kadar küçük kaldığını vurgulamak için yüksek bir kamera açısı kullanıldı.
The unusual camera angle made the dance performance look more dynamic.
Alışılmadık bir kamera açısı, dans performansının daha dinamik görünmesini sağladı.
Changing the camera angle allowed viewers to see the scene from a new perspective.
Kamera açısını değiştirmek, izleyicilerin sahneyi bambaşka bir bakış açısından görmesini sağladı.
The live streamer adjusted the camera angle to show a better view of the scene.
Canlı yayıncı, sahneyi daha iyi gösterebilmek için kamera açısını ayarladı.