The hit-and-run collision happened outside the school during morning traffic.
Sürücünün kaçtığı çarpışma, sabah trafiği sırasında okulun önünde meydana geldi.
Physicists study subatomic collision events to understand fundamental forces in nature.
Fizikçiler, doğadaki temel kuvvetleri anlamak için atom altı çarpışma olaylarını inceliyor.
I had a minor collision that my insurance took care of.
Ufak bir kaza yapmıştım, hasarı da sigortam halletti zaten.
Motorists appreciated the timely traffic advisory about the multi-car collision.
Sürücüler, zincirleme kaza ile ilgili zamanında yapılan trafik bilgilendirmesini takdir etti.
She bought automobile insurance to cover theft and collision damages.
Hırsızlık ve çarpma kaynaklı hasarları karşılamak için araç sigortası yaptırdı.
Cars stopped abruptly before the central reservation to avoid collision.
Çarpışmayı önlemek için araçlar, orta refüjün önünde aniden durdu.
Authorities inspected the crash barrier for damage after the recent collision.
Yetkililer, son çarpışmanın ardından otoyol bariyerinde hasar olup olmadığını inceledi.
Calculating the relative speed helps us understand the collision impact better.
Bağıl hızı hesaplamak, çarpışmanın etkisini daha iyi anlamamıza yardımcı olur.
An intergalactic collision between two galaxies can create new star formations.
İki galaksinin galaksiler arası çarpışması, yeni yıldız oluşumlarını tetikleyebilir.
She made a split-second decision to swerve left and avoided the collision.
Sola kırmak için saniyenin onda birinde bir karar verip çarpışmadan kaçındı.
Emergency services deployed a recovery vehicle immediately after the collision on the freeway.
Otoyoldaki çarpışmanın hemen ardından acil servisler derhal bir kurtarıcı araç yönlendirdi.
The pilot noted the relative speed of the nearby aircraft to avoid collision.
Pilot, çarpışmadan kaçınmak için yakındaki uçağın bağıl hızını not aldı.
The collision caused extensive damage to both front ends of the vehicles.
Çarpışma, her iki aracın da ön kısmında büyük hasara yol açtı.