The exhaust system includes components like the muffler and catalytic converter.
Egzoz sistemi, susturucu ve katalitik konvertör gibi bileşenleri içerir.
We need to test the newly added components before the final release.
Son sürüme çıkmadan önce yeni eklenen bileşenleri test etmemiz gerekiyor.
Enabled components in the machine are regularly checked for maintenance.
Makinedeki etkin bileşenler, bakım için düzenli olarak kontrol ediliyor.
They fabricate metal components for various industrial machines every day.
Her gün çeşitli endüstriyel makineler için metal bileşenler imal ediyorlar.
Substituting faulty components prevented the system from crashing during the test.
Arızalı bileşenlerin yenileriyle değiştirilmesi, test sırasında sistemin çökmesini önledi.
Air circulates inside the computer case to prevent overheating of components.
Bilgisayar kasasının içinde hava dolaşır, böylece bileşenlerin aşırı ısınması önlenir.
The components fit together tightly, ensuring a durable product.
Bileşenler sıkıca oturuyor, böylece dayanıklı bir ürün ortaya çıkıyor.
The parts inventory lists all components currently available for purchase.
Parça envanteri, şu anda satışta olan tüm bileşenleri listeler.
The factory's main business activity is manufacturing electronic components efficiently.
Fabrikanın temel iş faaliyeti, elektronik bileşenleri verimli şekilde üretmektir.
During ingestion, the device absorbs the components to start working.
Alım sırasında cihaz, çalışmaya başlayabilmek için bileşenleri içine çeker.
He wrote an outlining paragraph that pointed out the key components effectively.
Temel bileşenleri etkili biçimde işaret eden, toparlayıcı bir paragraf yazdı.
Our parts inventory includes all components required for machine repairs.
Yedek parça stoğumuzda, makinelerin onarımı için gereken tüm bileşenler bulunur.
The aircraft design includes super light components for better fuel efficiency.
Uçak tasarımında, yakıt tasarrufu sağlamak için süper hafif bileşenler kullanılıyor.