They implemented a distributed database to improve access speed in different regions.
Farklı bölgelerde erişim hızını artırmak için dağıtık bir veritabanı kurdular.
After the purge, the database was much cleaner and more efficient.
Temizlikten sonra veritabanı çok daha düzenli ve verimli hale geldi.
The computer database crashed, causing a temporary data loss.
Bilgisayar veri tabanı çöktü ve geçici bir veri kaybına yol açtı.
Using a computerized database has improved the accuracy of their financial reports.
Bilgisayar ortamında tutulan veri tabanı, mali raporlarının doğruluğunu artırdı.
Their database experienced a hack that threatened personal information security.
Veritabanları, kişisel bilgilerin güvenliğini tehlikeye atan bir siber saldırı yaşadı.
The meddling of the database entries created confusion in the records.
Veritabanı kayıtlarına gizlice müdahale edilmesi, kayıtlarda karmaşaya yol açtı.
All checked responses have been entered into the database accurately.
Tüm kontrol edilmiş yanıtlar eksiksiz bir şekilde veri tabanına girildi.
Misspelled entries in the database caused errors in the search results.
Veri tabanına yanlış yazılan girdiler arama sonuçlarında hatalara yol açtı.
We received a requesting email asking for access to the database.
The electronic database holds thousands of customer records for quick access.
Elektronik veri tabanında, hızlı erişim için binlerce müşteri kaydı tutuluyor.
Authorization is necessary to make any changes to the database records.
Veritabanı kayıtlarında herhangi bir değişiklik yapmak için yetki almak şart.
The consulted database contained all the information needed to complete the research.
Araştırmayı tamamlamak için gerekli tüm bilgilerin bulunduğu bir veritabanına başvurduk.
She digitally transmitted the data to the central database securely.
Verileri, güvenli bir şekilde merkezi veritabanına dijital olarak aktardı.