The lightning strike left deep scorch marks on the rocky hillside.
Yıldırımın düştüğü yerde, kayalık yamaçta derin yanık izleri kaldı.
The martyr's funeral was attended by thousands showing deep respect.
Şehidin cenazesine binlerce kişi katıldı ve derin bir saygı gösterildi.
Her painting's color palette includes vibrant reds and deep blues.
Tablosunun renk paletinde canlı kırmızılar ve koyu maviler yer alıyor.
The sunset painted the sky with hues of orange and deep crimson.
Gün batımı, gökyüzünü turuncu ve koyu kızıl tonlarıyla boyadı.
During meditation, his body stayed motionless to achieve deep relaxation.
Meditasyon sırasında derin gevşemeye ulaşmak için bedeni tamamen hareketsiz kaldı.
They share a deep and meaningful bond that lasts through challenges.
Zorluklara rağmen süren, derin ve anlamlı bir bağları var.
A deep brown coat kept him warm throughout the chilly autumn.
Koyu kahverengi pardösüsü, serin sonbahar boyunca onu sıcacık tuttu.
The deep green carpet added richness to the room's decor.
Koyu yeşil halı, odanın dekoruna ayrı bir zenginlik kattı.
She finally reached deep sleep after a long day of hiking.
Uzun bir yürüyüş gününün ardından sonunda derin bir uykuya daldı.
During deep sleep, the body produces growth hormones for healing.
Derin uyku sırasında vücut, iyileşme için büyüme hormonları üretir.
This sculpture's portrayal of the human body expresses deep emotion.
Bu heykelde insan bedeninin tasviri, derin duyguları ifade ediyor.
The alarm helped her rouse herself from a deep sleep instantly.
Çalar saat, derin uykudan bir anda uyanmasına yardımcı oldu.
Royal blue curtains brightened the entire room with a deep hue.
Kraliyet mavisi perdeler, derin bir tonla bütün odayı aydınlattı.