Creditors viewed the debt swap favorably because it reduced default risks.
Alacaklılar, temerrüt risklerini azalttığı için borç takasını olumlu karşıladı.
Lending money without proper evaluation increases the chance of default.
Doğru düzgün inceleme yapılmadan para kredi olarak verilmesi, temerrüt riskini artırır.
Our credit system includes safety checks to minimize the risk of default.
Kredi sistemimiz, temerrüt riskini en aza indirmek için güvenlik kontrolleri içerir.
A high default rate can indicate serious economic troubles ahead.
Yüksek bir temerrüt oranı, ileride ciddi ekonomik sorunların habercisi olabilir.
Many banks avoided subprime due to its high risk and default rates.
Birçok banka, yüksek risk ve temerrüt oranları nedeniyle subprime kredilerden uzak durdu.
Investors worried as the default rate rose above expected levels this quarter.
Bu çeyrekte temerrüt oranı beklentilerin üzerine çıkınca yatırımcılar endişelenmeye başladı.
Without surety, the risk of default was considered too high by the investors.
Herhangi bir güvence olmadan, temerrüt riskinin çok yüksek olduğu düşünülüyordu.
In the subprime market, default rates tend to be higher than usual.
Riskli müşteri grubunun bulunduğu pazarda, temerrüt oranları genellikle normalden daha yüksektir.
During the crisis, the default rate on mortgages doubled in just two years.
Kriz döneminde, konut kredilerindeki temerrüt oranı sadece iki yılda iki katına çıktı.
Credit unions tend to have a lower default rate than large commercial banks.
Kredi birliklerinin temerrüt oranı, genellikle büyük ticari bankalara kıyasla daha düşüktür.
Loans with a high default rate are usually more expensive due to increased risk.
Temerrüt oranı yüksek olan krediler, taşıdıkları risk arttığı için genellikle daha pahalıdır.
The default rate remains an important metric for evaluating loan performance.
Temerrüt oranı, kredi performansını değerlendirmede önemli bir gösterge olmaya devam ediyor.
With something called a credit default swap.
Kredi temerrüt takası denilen bir şeyle.