The placenta plays a crucial role in protecting the developing fetus.
Our goal is to raise funds to provide clean water in developing villages.
Prenatal vitamins were prescribed to support her developing baby's needs.
Gelişmekte olan bebeğinin ihtiyaçlarını karşılamak için ona gebelik vitamini yazıldı.
Emerging markets offer new opportunities for investors in developing regions.
Yükselen pazarlar, gelişmekte olan bölgelerde yatırımcılara yeni fırsatlar sunuyor.
Many developing countries rely on powdered milk to supply nutrition to infants.
Birçok gelişmekte olan ülke, bebeklere besin sağlamak için süt tozuna güveniyor.
The textiles industry is vital to the economy of many developing countries.
Tekstil sanayisi, birçok gelişmekte olan ülkenin ekonomisi için hayati önem taşıyor.
The report highlighted the intensification of economic challenges in developing regions.
Rapor, gelişmekte olan bölgelerdeki ekonomik zorlukların giderek ağırlaştığını vurguladı.
Funding from the world organisation supports educational programs in developing countries.
Dünya örgütünden sağlanan fonlar, gelişmekte olan ülkelerdeki eğitim programlarını destekliyor.
The apparel industry is a significant employer in many developing countries.
Hazır giyim sektörü, birçok gelişmekte olan ülkede önemli bir istihdam kaynağı.
Many developing nations aspire to become industrialized like their neighbors.
Birçok gelişmekte olan ülke, komşuları gibi sanayileşmiş hale gelmeyi hedefliyor.
He reacted abnormally to the medication, developing an unexpected rash.
İlaca beklenmedik bir tepki verip alışılmadık bir şekilde döküntü geliştirdi.
The child is mentally developing faster than his peers in school.
Çocuk, okulda yaşıtlarına göre zihinsel olarak daha hızlı gelişiyor.
After flowering, the pineapple plant starts developing its signature fruit.
Çiçek açtıktan sonra ananas bitkisi kendine özgü meyvesini oluşturmaya başlar.