His devotion to volunteering never went unnoticed by the charity.
Gönüllü çalışmalara olan bağlılığı, dernek tarafından asla gözden kaçmadı.
Its devotion to quality formed the basis for getting this approval.
You represent goodness, devotion to your family, success and pleasure.
We remember Aynsley's warmth, her devotion to family, to community.
The community's devotion to tradition remained unshaken over the years.
Mahallenin geleneğe olan bağlılığı, yıllar geçse de hiç azalmadı.
His devotion to the saviour inspired others to be more compassionate.
Onun kurtarıcıya olan bağlılığı, başkalarını da daha merhametli olmaya teşvik etti.
His devotion to you is most touching.
Onun sana olan bağlılığı çok dokunaklı.
Her devotion to animal rescue inspired everyone in the community.
Hayvan kurtarma çalışmalarına olan bağlılığı, mahalledeki herkes için ilham kaynağı oldu.
We remember Aynsley's warmth, her devotion to family, to community.
Aynsley'in sıcaklığını... ailesine ve bize olan bağlılığını hatırlıyoruz.
I want them to feel Mazda's devotion to design.
Sürücülerin Mazda'nın tasarıma olan bağlılığını hissetmelerini istiyorum.
Their ardent devotion to the team was evident at every game.
Takıma duydukları ateşli bağlılık, her maçta kendini belli ediyordu.
She showed great devotion to supporting local businesses during tough times.
Zor zamanlarda yerel işletmeleri destekleme konusunda büyük bir özveri gösterdi.
Despite difficulties, her devotion to her dreams never wavered.
Zorluklara rağmen, hayallerine olan inancı ve bağlılığı hiç sarsılmadı.