His appetite will devour the earth and leave only a desert...
İştahı dünyayı yutacak ve sadece çölün arkasında bırakacak.
The Devil is like a roaring lion, seeking whom he may devour.
Şeytanın kendisi kükreyen bir aslan gibi yutacak birisini aramaktadır.
They devour each other and cannot even digest themselves.
Birbirlerini yutar- lar ve kendilerini bile hazmedemezler.
His appetite will devour the earth and leave only behind a desert.
İştahı dünyayı yiyip bitirecek ve geride sadece bir çöl bırakacak.
Let flame devour the weak... for only the strong shall remain.
Ateş zayıf olanı yutsun... çünkü sadece güçlü olan kalır.
They will devour you and your so called defiled blood.
Seni ve senin sözde kirli kanını yemek istiyorlar.
If you won't eat your dinner he'll devour you.
Eğer yemeğini yemezsen, o seni yalayıp yutacak.
I mean, I watched this disease devour my grandfather.
Demek istediğim, bu hastalığın dedemi bitirdiğini gördüm.
Once you've lost your faith and discipline, it will devour you.
Disipline olan inancını bir kez kaybettin mi... seni yok eder.
The tarantula becomes a living larder as the larvae devour it from inside.
Tarantula yaşayan bir kilere dönüşür ve... larvalar hırsla onun içini yerler.
In the end, you'll devour my soul anyway.
Sonuçta sen benim ruhumu her türlü alacaksın.
They can devour your soul... draining every bit of it.
Ruhunuzu yiyip bitirebilirler, her bir parçasını sömürürler.
As the railway comes closer, it will devour every acre in its path.
Demiryolu yaklaştıkça, geçtiği her yeri bitirip yok edecek.