House sent me back to you as a double agent.
We have a highly placed source who's confident that she's a double agent.
He's a face, a double agent.
O bir yüz, çift taraflı casus.
Being a double agent must be a full-time job.
Çift taraflı ajan olmak tam zamanlı çalışmak gibi olsa gerek.
You are guilty of being a counter revolutionary, an informer and a double agent.
Karşı devrimci bir muhbir ve çift taraflı ajan olmakla suçlanıyorsun.
It must be hard for you to be a double agent.
Çift taraflı ajan olmak senin için zor olsa gerek.
Always under suspicion of being a double agent.
Her zaman çift taraflı ajan olma şüphesi altında.
That is, assuming the CIA still intends to use me as a double agent.
Tabii CIA beni hâlâ çift taraflı ajan olarak kullanacaksa.
Langley believes Vaughn may be a double agent.
Langley Vaughn'un çift taraflı ajan olduğuna inanıyor.
Look, she started out as a double agent for Homeland Security.
Ulusal Güvenlik için çift taraflı ajan olarak çalışmaya başladı.
Handling a double agent requires great caution and strict secrecy.
Bir çifte ajanla çalışmak, son derece dikkat ve sıkı gizlilik gerektirir.
Many novels feature a double agent as a central character to create suspense.
Pek çok romanda, gerilim yaratmak için başrolde bir çifte ajan yer alır.
A skilled double agent managed to gain the trust of both intelligence agencies.
Usta bir çifte ajan, her iki istihbarat teşkilatının da güvenini kazanmayı başardı.