Innovations and startups tend to flourish in a dynamic metropolis environment.
Yenilikler ve girişimler, dinamik metropol ortamında daha kolay filizlenir.
In architecture, an s-shape layout can create dynamic interior spaces.
Mimarlıkta, S biçimli bir yerleşim dinamik iç mekânlar yaratabilir.
At parties, a strobe creates an exciting and dynamic atmosphere.
Partilerde stroboskop, ortama heyecanlı ve hareketli bir hava katar.
Adding another verse will lengthen the song and make it more dynamic.
Bir kıta daha eklemek şarkının süresini uzatıp daha hareketli hale getirecek.
The dancers shift around the stage, creating a dynamic performance.
Dansçılar sahnede sürekli yer değiştirerek çok canlı bir gösteri sunuyor.
Many artists draw inspiration from the dynamic environment of city life.
Pek çok sanatçı, şehir hayatının canlı atmosferinden ilham alır.
They filmed the live concert using multiple cameras for a dynamic view.
Hareketli bir çekim için canlı konseri birden fazla kamerayla kaydettiler.
Graduates often seek new pastures in bigger cities with more dynamic markets.
Mezunlar genellikle daha dinamik piyasaları olan büyük şehirlerde yeni ufuklar arıyor.
He relies on his visual sense to compose beautiful and dynamic photographs.
Güzel ve hareketli kareler oluştururken büyük ölçüde görsel zevkine güvenir.
Her countering movements in the dance kept the performance dynamic and engaging.
Danstaki karşılayıcı hareketleri, gösterinin dinamik ve ilgi çekici kalmasını sağladı.
The documentary was unanimated compared to the dynamic and fast-paced film.
Belgesel, o dinamik ve tempolu filme kıyasla oldukça sönük kalıyordu.
The crooked line in the chalk drawing made the figure seem more dynamic.
Tebeşirle yapılan çizimdeki eğri çizgi, figürü daha hareketli gösterdi.
The scarlet streak in the painting gave it a dynamic, energetic feel.
Tablodaki kızıl fırça darbesi esere hareketli, enerjik bir hava verdi.