It took a strict editor to lick my manuscript into shape.
El yazmamı düzene sokmak için oldukça sıkı bir editör gerekti.
A fussy editor made numerous changes to the article before approval.
Titiz bir editör, yazıyı onaylamadan önce sayısız değişiklik yaptı.
The document editor was the foreground app while preparing the report.
Raporu hazırlarken belge düzenleyici, ekranda en önde duran uygulamaydı.
The editor wants to bring out this manuscript with additional notes.
Editör, bu el yazmasını ek notlarla birlikte yayımlamak istiyor.
The editor carefully proofread the news page before printing the newspaper.
Editör, gazete basılmadan önce haber sayfasını dikkatle gözden geçirdi.
The editor sanded off awkward sentences to make the article clearer.
Editör, yazıyı daha anlaşılır kılmak için sakil cümleleri ayıkladı.
The publisher will hire an editor to review the manuscript carefully.
Yayınevi, taslağı dikkatlice gözden geçirmesi için bir editörle çalışacak.
During rehearsals, the script editor corrected dialogue that sounded unnatural.
Provalar sırasında senaryo editörü, kulağa yapay gelen diyalogları düzeltti.
His habit of thought about details makes him an excellent editor.
Ayrıntılara odaklanan düşünce tarzı, onu mükemmel bir editör yapıyor.
The editor asked the author to add a comment on this section.
Editör, yazardan bu bölümle ilgili bir yorum eklemesini istedi.
The editor slammed the article for its numerous factual errors.
Editör, sayısız maddi hata yüzünden yazıyı yerden yere vurdu.
The editor selected a clip to promote the upcoming episode.
Editör, yaklaşan bölümü tanıtmak için kısa bir klip seçti.
The editor went in to bat for the journalist facing political pressure.
Editör, siyasi baskıyla karşılaşan gazeteciyi savunmak için devreye girdi.