The enabled function in the software prevents unauthorized access effectively.
Yazılımdaki etkin işlev, yetkisiz erişimi etkili bir şekilde engelliyor.
Make sure your numeric keypad is enabled when working with finance software.
Finans programlarıyla çalışırken sayısal tuş takımının etkin olduğundan emin ol.
The enabled mode allows users to access premium content without restrictions.
Etkin mod, kullanıcıların kısıtlama olmadan premium içeriklere erişmesine olanak tanıyor.
The enabled network infrastructure supports multiple devices simultaneously without lag.
Etkin ağ altyapısı, gecikme olmadan aynı anda birden fazla cihaza destek verebiliyor.
He enabled airplane mode to conserve battery during the long delay.
Uzun rötar sırasında pili idareli kullanmak için uçak modunu açtı.
Her generous endowment enabled the hospital to build a new wing.
Onun cömert bağışı sayesinde hastane yeni bir bölüm inşa edebildi.
The auction's proceeds enabled the museum to acquire rare paintings.
Müzayede geliri, müzenin nadir tablolar satın almasını mümkün kıldı.
Being empathic enabled him to resolve conflicts in the workplace quickly.
Empatik olması, işyerindeki çatışmaları kısa sürede çözmesine imkân sağladı.
The pooled capital enabled the startup to launch its first product.
Ortak oluşturulan sermaye, girişimin ilk ürününü piyasaya sürmesini sağladı.
Despite the pain, the good leg enabled him to continue running.
Acıya rağmen, sağlam bacağı onun koşmaya devam etmesini sağladı.
Common ground enabled the two sides to reach a compromise.
Ortak bir zemin oluşması, iki tarafın uzlaşmaya varmasını sağladı.
The grant enabled the museum to renovate its old historical exhibits.
Verilen hibe, müzenin eski tarihî sergilerini yenilemesini mümkün kıldı.
The monetary resource on hand enabled them to launch the new product.
Ellerindeki mali kaynak, yeni ürünü piyasaya sürmelerini mümkün kıldı.