The feisty soldier kept moving forward despite the heavy enemy fire.
Cesur asker, yoğun düşman ateşine rağmen ilerlemeye devam etti.
The spy remained undetected despite being in enemy territory for weeks.
Casus, haftalarca düşman bölgesinde olmasına rağmen fark edilmeden kaldı.
A stronghold on the hill provided strategic advantage over the enemy.
Tepedeki müstahkem mevzi, düşmana karşı stratejik bir üstünlük sağlıyordu.
He made an enemy by spreading rumors about his closest coworker.
En yakın iş arkadaşı hakkında dedikodu yayarak kendine düşman edindi.
The commander ordered the air unit to intercept enemy aircraft immediately.
Komutan, hava birliğine düşman uçaklarını derhal önleme emri verdi.
His conquest of the enemy fortress was celebrated throughout the kingdom.
Düşman kalesinin ele geçirilmesi, krallığın dört bir yanında kutlandı.
The soldiers were trained to crouch quickly when under enemy fire.
Askerler, düşman ateşi altındayken anında yere çökmeleri için eğitilmişti.
The defense force intercepted enemy vehicles attempting to cross the checkpoint.
Savunma gücü, kontrol noktasını geçmeye çalışan düşman araçlarını durdurdu.
The early warning system alerted commanders about the approaching enemy forces.
Erken uyarı sistemi, komutanları yaklaşan düşman birlikleri konusunda uyardı.
An experienced garrison can often withstand an enemy siege for weeks.
Tecrübeli bir garnizon, çoğu zaman haftalarca düşman kuşatmasına dayanabilir.
The battering ram caused the enemy's defenses to crumble under pressure.
Koçbaşı, düşmanın savunma hatlarının baskı altında çökmesine neden oldu.
Blockade tactics were crucial in cutting off escape routes for the enemy.
Abluka taktikleri, düşmanın kaçış yollarını kesmede hayati rol oynadı.
An offensive thrust was launched to disrupt the enemy's supply routes.
Düşmanın ikmal hatlarını bozmak için ani bir saldırı hamlesi başlatıldı.