The factory installed a second production line to meet rising demand.
Artan talebi karşılamak için fabrika ikinci bir üretim hattı kurdu.
They sell their products at factory price to attract more customers.
Daha fazla müşteri çekmek için ürünlerini fabrika satış fiyatından satıyorlar.
The factory produces soap using animal fat as a key ingredient.
Fabrika, temel bileşen olarak hayvansal yağ kullanarak sabun üretiyor.
The new auto factory produces electric cars for the growing market.
Yeni otomobil fabrikası, büyüyen pazar için elektrikli arabalar üretiyor.
The factory received a big block of raw materials this morning.
Fabrika bu sabah büyük bir parti ham madde teslim aldı.
The factory output showed a lowered quantity compared to last month.
Fabrikanın üretim miktarı, geçen aya göre daha düşük çıktı.
The milk factory uses modern technology to pasteurize and package milk.
Süt fabrikası sütü pastörize edip paketlemek için modern teknoloji kullanıyor.
The dairy factory exports cheese to many countries around the world.
Süt ürünleri fabrikası, peyniri dünyanın birçok ülkesine ihraç ediyor.
The scrapped machine parts were left outside the factory for recycling.
Hurdaya ayrılan makine parçaları geri dönüşüm için fabrikanın dışında bırakıldı.
The factory tans the animal skins to make durable leather products.
Fabrika, dayanıklı deri ürünler üretmek için hayvan derilerini tabaklıyor.
The factory floor has several wheeled machines for assembly line work.
Fabrika zemininde, üretim hattında kullanılan birkaç tekerlekli makine var.
The explosion threatened to wreck the factory and halt all production.
Patlama fabrikanın tamamını yerle bir edip üretimi durdurma tehdidi oluşturdu.
Caustic fumes from the factory caused irritation in the nearby town.
Fabrikadan çıkan yakıcı dumanlar, yakındaki kasabada tahrişe yol açtı.