Tiny bubbles float around in the clear blue water of the pool.
Havuzun berrak mavi suyunda küçücük kabarcıklar etrafta dolaşır gibi yükselir.
Important documents float around the manager's desk for quick retrieval.
Pens and paper float around the desk so employees can grab them quickly.
Kalemler ve kâğıtlar, çalışanlar hemen alabilsin diye masanın üstünde-etrafında hazır bekler.
The best ideas float around the team meetings in casual conversations.
En iyi fikirler, ekip toplantılarında yapılan samimi sohbetler sırasında ortada dolaşır.
Waking even the guardian angels who float around the aromatic and holy dish.
Waking even the guardian angels who float around the aromatic and holy dish.
Mis kokulu kutsal tabağın üzerinde süzülen... koruyucu melekleri dahi uyandırır.
In the office, free snacks float around the break room all day long.
Ofiste gün boyu mola odasında bedava atıştırmalıklar ortalıkta durur, isteyen kolayca alır.
And so I can see all the waves that float around.
Extra coffee cups float around the kitchen during busy mornings at work.
Thoughts of the holiday float around in everyone's minds now.
Şu sıralar herkesin aklında tatil düşünceleri dolaşıp duruyor.
Simply fill your screen with water and allow the tropical fish float around.
Sadece su ile masaüstünüze doldurun ve tropikal balıkların etrafında yüzmeye imkan sağlar.
Leaves float around in the wind during autumn in the park.
Questions float around the room among the attentive students.
Dikkatle dinleyen öğrenciler arasında sınıfta türlü sorular dolaşıyor.