Consider, for example, that olive oil penetrates foods less.
Bir düşünün, mesela yemekler zeytin yağını daha az çeker.
It might be a particular color, for example, yellow.
Öyle olsa idi başka bir renk olurdu, mesela sarı.
Ford, for example, he'd do anything to get rich.
Ford, örneğin, zengin olmak için her şeyi yapar.
These behaviours run on auto-pilot - for example, tying your shoelaces.
Bu davranışlar otomatik pilotta çalışır - örneğin ayakkabı bağlarınızı bağlıyor.
Red, for example, can represent both love and danger.
Örneğin; kırmızı hem güveni hem de tehlikeyi ifade edebilir.
How, for example, this image with a low-flying plane.
Örneğin, alçaktan uçan bir uçakla yapılan bu çekim gibi.
If further evidence against him came to light, for example.
Örneğin, onun aleyhine daha ileri deliller ortaya çıkarsa.
Seeing stars, for example, if you stand up quickly.
Mesela, hızlı kalktığında, yıldızları görmek, gibi.
Take, for example, a case which concerns me intimately.
Mesela, beni çok yakından ilgilendiren bir vaka var.
This kind of education prepares you for research work, for example.
Bu tür bir eğitim, sizi örneğin araştırmacı olmaya eğitir.
However has features which may help, the envelope, for example.
Yine de mektup yardımcı olabilecek özelliklere sahip, örneğin zarf.
Other sources include sample exchange or active honey pots, for example.
Örneğin, diğer kaynaklar örnek alışveriş ve aktif arı kovanları içeriyor.
They have some historic sites, for example an impressive medieval castle.
Bunlar örneğin etkileyici bir ortaçağ kalesi, bazı tarihi yerleri var.