The dentist examined his front teeth for any signs of decay.
Dişçi, çürük belirtisi var mı diye ön dişlerini inceledi.
Social workers stand on the front lines of protecting vulnerable children.
Sosyal hizmet uzmanları, korunmasız çocukları korumanın ön saflarında duruyor.
Troops blitz the front line and break through enemy trenches rapidly.
Birlikler, cephe hattına yıldırım gibi yüklenip düşman siperlerini hızla yardı.
Things look promising on that front despite the initial setbacks.
İlk aksaklıklara rağmen, o cephede işler umut verici görünüyor.
We realized the restaurant was only a front after the police raid.
Polis baskınından sonra, restoranın sadece bir paravan olduğunu anladık.
Kids often scramble for the front bench seat in old cars.
Eski arabalarda çocuklar sık sık öndeki uzun koltuk için kapışır.
They placed the new product out front to attract more customers.
Daha çok müşteri çeksin diye yeni ürünü en öne koydular.
We installed a front facing door to improve security and appearance.
Güvenliği ve görünümü artırmak için öne bakan bir kapı taktırdık.
The front wall featured a mosaic made from colorful ceramic tiles.
Ön duvarda, rengarenk seramik karolardan yapılmış bir mozaik vardı.
A subtle highlight near the front gave her hair extra dimension.
Öne yakın, hafif bir röfle saçına ekstra hareket kattı.
This top has buttons down the front and a defined waist.
Bu üstte önden düğmeler ve belirgin bir bel kesimi var.
Most modern vehicles have a cup holder between the front seats.
Çoğu modern araçta, ön koltukların arasında bir bardaklık bulunur.
Holiday decorations were hung all around the front entrance this year.
Bu yıl yılbaşı süsleri, binanın ön kapısının etrafına asıldı.