The new autopilot feature improved safety by reducing the risk of human error.
Yeni otomatik pilot özelliği, insan hatası riskini azaltarak güvenliği artırdı.
Their investigation revealed the accident was a result of human error.
Yürüttükleri soruşturma, kazanın bir insan hatası sonucunda meydana geldiğini ortaya çıkardı.
The lab results were unreliable, likely due to human error.
Laboratuvar sonuçları güvenilir değildi; büyük olasılıkla insan hatasından kaynaklanıyordu.
A runaway train can result from mechanical failures or human error.
Kontrolden çıkan bir tren, hem mekanik arızalardan hem de insan hatasından kaynaklanabilir.
An electronic cash register can help reduce human error in sales calculations.
Elektronik yazar kasa, satış hesaplamalarında insan hatasını azaltmaya yardımcı olabilir.
This framework lends itself to automation, reducing human error in repetitive tasks.
Bu çerçeve, tekrarlayan görevlerde insan hatasını azaltan otomasyona elverişli olmaktadır.
This model takes no account of human error, which significantly weakens its reliability.
Bu model, güvenilirliğini önemli ölçüde zayıflatan insan hatasını dikkate almıyor.
It's an unfortunate combination of human error and bad luck.
İnsan hatası ve kötü şansın, talihsiz kombinasyonu diyelim.
Following the right steps to marketing automation removes chances for human error.
Pazarlama otomasyonu için doğru adımları izleyerek insan hatası şansını ortadan kaldırır.
Even with advanced technology, human error can't be erased completely.
Yenilikçi mühendisliğe sahip olmasına rağmen, insan hatası tamamen silinemez.
Firstly, human error can obviously vitiate the accuracy of the method.
İlk olarak, insan hatası bu yöntemin doğruluğunu açıkça yok edebilir.
The work environment and work system that will minimize human error are targeted.
İnsan hatasını en aza indirgeyecek iş ortamı ve çalışma sistemi hedeflenir.
One human error, and you're gone.
Tek bir insan hatası ve ölürsün.