Gains knowledge about major events that had an impact on furniture design.
Has knowledge about basic elements and principles of visual design.
Traveling abroad only deepened her thirst for knowledge about different cultures.
Yurt dışına çıkmak, farklı kültürler hakkında bilgiye susamasını daha da derinleştirdi.
This marketing agency needs to have knowledge about your industry as whole.
Get the knowledge about the statistical properties of classical linear regression model.
Klasik doğrusal regresyon modelinin istatistiki özellikleri hakkında bilgi sahibi olur.
Have the knowledge about cells and organs involved in the immune response.
Bağışık yanıtta yer alan hücreler ve organlar hakkında bilgi sahibi olur.
That article was instructive and enhanced my knowledge about climate change.
O makale çok öğreticiydi ve iklim değişikliği konusundaki bilgimi artırdı.
Being a tapper requires patience and knowledge about tree health.
Tapan olmak, sabır ve ağaç sağlığı konusunda bilgi gerektirir.
The training session helped me refresh my knowledge about workplace safety.
Eğitim oturumu, iş güvenliğiyle ilgili bilgilerimi tazelememe yardımcı oldu.
She has excellent general knowledge about history, science, and geography.
Tarih, bilim ve coğrafya konusunda genel kültürü gerçekten çok iyidir.
Getting enough knowledge about the subject helped her pass the exam easily.
Konu hakkında yeterince bilgi sahibi olması, sınavı rahatça geçmesini sağladı.
The retired engineer was a fountain of knowledge about early industrial machines.
Emekli mühendis, ilk sanayi makineleri konusunda adeta bir bilgi deryasıydı.
The ale drinker's knowledge about stout and porter impressed the bartender.
Bira meraklısının stout ve porter hakkındaki bilgisi barmeni hayran bıraktı.