Charged particles move toward the positive pole in an electric field.
Yüklü parçacıklar, elektrik alanında pozitif kutba doğru hareket eder.
The hospital provides special care for disabled patients who cannot move easily.
Hastane, hareket etmekte zorlanan engelli hastalara özel bakım sağlıyor.
The card player analyzed the game carefully before making a move.
Kart oyuncusu, hamle yapmadan önce oyunu dikkatle analiz etti.
One wrong move could blow the entire safe to pieces instantly.
Tek bir yanlış hamle, kasanın tamamını anında havaya uçurabilir.
A sudden move disrupted their family situation and created tension.
Ani taşınma, evdeki aile düzenini altüst etti ve gerginlik yarattı.
During the move, the fragile items were handled in safekeeping.
Taşınma sırasında kırılacak eşyalar özel bir dikkatle ve güvenle taşındı.
Watching the billiard ball move taught her about angles and spin.
Bilardo topunun hareketini izlemek, ona açıları ve falsoyu öğretti.
His risky opening move put the opponent on the defensive immediately.
Onun gözü kara açılış hamlesi, rakibini anında savunmaya itti.
Reentry into the battlefield was a risky move for the soldiers.
Savaş alanına yeniden girmek askerler için oldukça riskli bir hamleydi.
The company's next move will focus on expanding into new markets.
Şirketin bir sonraki hamlesi, yeni pazarlara açılmaya odaklanmak olacak.
The player carefully thought about his opening move before starting the match.
Oyuncu, maça başlamadan önce ilk hamlesi üzerinde dikkatle düşündü.
Each chess move must align with the long-term vision of the company.
Yapılan her hamle, şirketin uzun vadeli vizyonuyla uyumlu olmalıdır.
The team moved in single file to maintain order during the move.
Taşınma sırasında düzeni korumak için ekip tek sıra hâlinde ilerledi.