The coach praised the ace player for his outstanding performance today.
Antrenör, bugün gösterdiği olağanüstü performans için yıldız oyuncuyu övdü.
Backstage lighting was dimmed to prevent distraction during the live performance.
Canlı performans sırasında dikkati dağıtmamak için sahne arkası ışıkları kısılmıştı.
The dancer was draped in a shimmering costume for the performance.
Dansçının üzerinde gösteri için ışıltılı, dökümlü bir kostüm vardı.
They practiced their moves all week for the spring dance performance.
Bahar balosundaki gösteri için bütün hafta boyunca dans figürlerini çalıştılar.
We analysed the randomised test scores to identify general performance trends.
Genel başarı eğilimlerini belirlemek için rastgele dağıtılmış sınav puanlarını inceledik.
Improving mental ability can enhance a person's overall academic performance.
Zihinsel kapasitenin gelişmesi, bir kişinin genel akademik başarısını artırabilir.
The festival acclaimed the musician for his unique and captivating performance.
Festivalde, müzisyenin kendine özgü ve sürükleyici performansı ayakta alkışlandı.
The musician checked the audio system before starting the live performance.
Müzisyen, canlı performansa başlamadan önce ses sistemini kontrol etti.
His backing guitar added depth to the acoustic performance last night.
Onun gitar eşliği, dün geceki akustik performansa derinlik kattı.
A skilled ballet dancer combines grace with strength in every performance.
Usta bir bale dansçısı, her gösteride zarafetle gücü birleştirir.
He gave a believable performance that made the character come alive.
Karakteri adeta hayata döndüren, gayet inandırıcı bir performans sergiledi.
Musicians felt energized by the audience during the live concert performance.
Müzisyenler, canlı konser performansı sırasında seyirciden aldıkları enerjiyle coştu.
Engineers upgraded the locomotive engine to reduce emissions and improve performance.
Mühendisler, emisyonu azaltıp performansı artırmak için lokomotif motorunu yenilediler.